Alpin; ağaç sınırı üzerindeki dağlık alanlara verilen genel bir kavramdır. Alpin bitki kavramı ise; genellikle ağaç sınırı üzerindeki dağlık alanlarda doğal olarak yetişen bitki anlamına gelir. Yetiştiricilikte ise alpin bitki; ekstrem iklim şartlarına dayanıklı genellikle perennial ve soğanlı bitkileri geniş bir oranda kapsayan bir kavram olarak tanımlanır.
Genel anlamda alpin bölgeler; orman üst sınırının üzerinde oluşan ve ormanın yetişemeyeceği kadar soğuk alanlara denir. Bu bölgelerde üç ay ya da daha kısa bir zamanda don olayı görülmez. Kuvvetli rüzgarlar iklimi daha da sertleştirir. Bu kesim iklimsel açıdan büyük boylu ağaçların gelişmesine izin vermeyecek kadar ekstremdir. Bitkiler bu nedenden dolayı bodur ve yayvan bir yapı gösterir. Ayrıca buralarda besin değeri yüksek çayır-mera bitkileri de bulunur ve bu nedenle halk tarafından yayla olarak da kullanılır. Alpin bölgeler alpinik çiçeklerin süslediği bir bölge olmakla beraber eşsiz güzellikteki manzaraları, karların erimesinden oluşan dereleri ve alpinizme (dağcılık) olanak sağlayan çeşitli oluşumları bünyesinde bulundurmaktadır. Çok yönlü rekreasyonel kullanıma olanak sağlayan yaylalar, manzara seyretme gibi pasif ve doğada gezinti, inceleme gibi aktif rekreasyona elverişli mekanlar bakımından oldukça zengin bir potansiyele sahiptir. Ancak halk tarafından yoğun olarak kullanılan yaylalarda otlatmanın da etkisiyle vejetasyon örtüsünde hızlı dejenerasyon görülür.
Alpin bitkiler tarihçesine bakıldığında 19. Yüzyıla kadar alpinlerin bahçe düzenlemelerinde hemen hemen kullanılmadıkları görülür. Özellikle 19. yüzyılın ortalarına kadar süren klasik kaya bahçesi anlayışında kullanılan bitkilerin; genelde yüksek çiçeklenme oranına sahip olanlardan seçildiği, bu tarihten sonra alpinlerin kaya bahçelerinde popüler bitkiler olmaya başladığı ve ılıman bölgelerde yetişen sukkulent bitkilerle beraber sınıflandırmalar içinde yer aldığı görülür. Kuzey Amerika, Kanada, Yeni Zellenda, İngiltere, İskoçya, İzlanda başta olmak üzere birçok ülkede alpin bitkilerle ilgili araştırma yapan kuruluş bulunmaktadır. Alpin bitkilerle ilgili faaliyet göstermek amacı ile bir araya gelmiş topluluklardan ilki Alpin Garden Society (Alpin Bahçe Topluluğu)’dur. Bu topluluğun başlıca amacı doğal ortamlardaki alpin bitkileri korumak ve onları kültüre alarak bahçe düzenlemelerde kullanımlarını sağlamaktır.
Alpin bitkiler doğal ortamlarında kayalık, besince fakir topraklar, şiddetli rüzgarlar ve 0 oC altında sıcaklık değişimleriyle karşı karşıyadır. Bu bölgelerde yaz gecelerinin serin olması yanında, kışın gece ile gündüz arasında 40 oC ye varan sıcaklık değişimleri söz konusudur. Çok az sayıda alpin bitki verimli topraklarda gelişebilir. Alpinler hızlı gelişen bitkilerle rekabet edemezler. Alp bitkilerinin çiçeklenmesi ve tohum oluşturması ekstrem iklim şartları altında gerçekleşmektedir.
Ortalama olarak 2000 m’den daha yüksek alanları kapsayan alpin kuşak içinde orman ağacına rastlanmaz. Bitki türleri sık ve kısa boylu step formasyonlarına benzer. Bazı bodur çalı ve otsu bitkiler formasyona hakimdir. Juniperus communis nana, Daphnea oleioides yer yer kapalı topluluklar oluşturur. Festuca puncteria, Verbascum olympicum ve Thymus ssp. en yaygın otsu bitkilerdir. Alp vejetasyonunda ağırlıklı olarak Acantholimon, Alchemilla, Allium, Alyssum, Astragalus, Bellis, Campanula, Carex, Centaurea, Crocus, Dianthus, Draba, Gentiana, Gypsophila, Onosma, Papaver, Potentilla, Primula, Ranunculus, Salvia, Saxifraga, Sedum, Silene, Veronica gibi bitki cinsleri yer almaktadır. Aquilegia ssp., Allium ssp., Draba ssp., Papaver ssp., Potentilla ssp., Salvia ssp., Sedum ssp. ve Sempervivum ssp. gibi bazı alpin bitkilerin doğal yetişme alanlarında drenaj sorunu yoktur.
Alpin bitkilerin genellikle yoğun ve hemen hemen sapsız esnek sürgünleri vardır. Bu özellikler bitkilerin şiddetli soğuklara ve rüzgarlara tutunmasını sağlamaktadır. Ayrıca, bitkiler kuru yamaçlarda su bulma olasılığını artıracak yaygın kök sistemleri ile bezenmiştir. Alpin bitkilerin toprak üstü aksamlarının boyu ancak birkaç cm’yi bulurken, kökleri bazen 1 m derinliğe inebilir. Ayrıca alpin bitkilerin susuzluğa dayanabilme özelliği, yapraklarının mumsu bir tabaka ile kaplanmasından kaynaklanır. Alpin bitkilerin çoğunluğu çok yıllık bitkilerdir. Bu özelliklerinin yanında birçok dağ bitkisi kendi kendine döllenir. Ayrıca, yüksek rakımlı alanlarda böcek azlığından dolayı rüzgarla döllenme böceklerle döllenmeden daha fazla görülür.
Bazı alpin bölge bitkilerinin renkleri kurak bölgedekiler gibi yeşilden uzaklaşarak grileşmeye başlar. Bu bitkilerin oluşturduğu peyzaj soluk renklidir. Ayrıca bitki dokularında da her iki iklim bölgesi arasında önemli farklılaşmalar görülür. Nemli bölgelerden kurak bölgelere doğru bitki yapraklarının Astragalus ssp. ve Acantholimon ssp.’ lerda olduğu gibi tüylenip dikenlendiği görülür. Ayrıca yüksek dağ vejetasyonunu oluşturan tür kompozisyonu dağların kuzey ve güney yamaçlarında farklılaşır.
Alpin bölgeleri oluşturan dağ silsileleri özel ve güzel doğal çiçeklerle bezenmiş oldukça çekici alanlardır. Bazen alpin dağ yamaçları ve düzlük ovalarda birbirinin aynısı bitki türlerine rastlanır. Bununla beraber, dağların doruklarında daha fazla doğal nem ve daha zengin toprak koşulları nedeniyle bitki türlerinin sayısı ve güzelliği bakımından diğer alanlara oranla daha ender bir çeşitlilik mevcuttur. Ağaç sınırına yakın ya da ağaç sınırının üzerindeki dağ zirvelerinde bodurlaşmış ağaççıklara rastlanır. Aynı zamanda bazı türler gölgeli kuzey, diğer bazıları ise güneşli güney yamaçlara yerleşmiştir. Zıt yöndeki yamaçların bitkileri incelenerek yön tayini de yapılabilmektedir. Diğer taraftan, iyi drene topraklara sahip güneşli güney yamaçlardan faklı olarak dere boylarında ve nemli çayırlarda oldukça değişik bir bitki örtüsü söz konusudur. Alpin bitki topluluklarında gelişme, düşük yüksekliklerde ve güney yamaçlarda mart ayında, kuzey yamaçlarda ise nisan ayında başlar. Birçok dağ zirvesinde ortak bazı alpin bitki türüne rastlanırken, her bir zirvenin de bazen kendine özgü bazı bitki türleri bulunur.
Alpin alanlar ender ve çekici çiçeklerle bezenmiş kayalık peyzaj görünümündedir. Peyzajın strüktürü sade fakat rengarenk bitkilerle hayranlık uyandırır. Bu ilgiyi az sayıda ekstrem koşullarda yetişen bitkiler oluşturur. Rüzgarın belirgin iklim faktörü olması alpin bitkilerle kaplı alanlara rüzgar bahçesi adı verilmesine neden olmuştur. Bitki yapısında yüksekliğe bağlı tabakalaşmanın hemen hemen görülmediği alpin bölgelerde bitki örtüsü doğal peyzajın ana elemanı olarak dağların morfolojik yapısına hareketlilik ve görsel açıdan renk katar.
Alpin peyzajlarda seyrek yayılış gösteren fakat dayanıklı yapı oluşturan bitkiler, kısa yaz mevsimi boyunca göz alıcı kompozisyonlar oluştururlar. Alpin bölgelerde rüzgarla hareket eden sadece az sayıdaki çiçeklerdir. İnsan ve zorlayıcı iklim şartlarına karşı koyan alpin bitkiler gelişimlerini sınırlı düzeyde sürdürmektedir. Alpin bitkilerin kendine özgü güzellik ve dayanıklılığı dağ peyzajlarına ayrı bir estetik kazandırmaktadır.
Alpin bölgelerde bitki örtüsünün oluşumunu ve gelişimini etkileyen en önemli unsurlardan birisi kar örtüsüdür. Özellikle ağaç sınırının üzerinde kuvvetli rüzgarlar etkisinde kar örtüsünde bir düzensizlik oluşur. Rüzgar etkisindeki yüksek tepeler, sırt ve yamaçlarda hiç kar örtüsü tutunamazken bazı vadi ve çukur alanlarda yığılmalar nedeniyle kar metrelerce yüksekliğe erişebilir. Özellikle kış mevsiminde şiddetli esen kurutucu rüzgarlar bu karları belirli yerlere yığarak mekanik aşındırmaya yol açarlar. Dolayısıyla bu çevrede mevcut bitkilerin toprak üstü aksamları zarar görür. |